İki Yıla Kadar Hapis Cezalarında “Temyiz” Çıkmazı!

İki Yıla Kadar Hapis Cezalarında “Temyiz” Çıkmazı!


M.Çağrı Songüç

Asliye ceza mahkemesince verilen 2 yıl veya daha az süreli hapis cezalarına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 286.maddesi (d) bendi uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz(dı)!

Anılan kanun maddesinde ;

“... d) İlk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,

temyiz edilemez.

hükmüne yer verilmiş idi.

Ancak bu durum 15 Şubat 2019 tarih ve 30687 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 27.12.2018 tarih ve 2018/71 E. – 118 K. Sayılı Kararı ile değişmiş ve anılan kararda özetle ;

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesince gerçekleştirilen başvuruda : ..ilk derece mahkemesine karşı bir üst mahkemeye başvurulmasının bir hak olarak düzenlendiği, itiraz konusu kural uyarınca ilk derece mahkemesince verilen beraat kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesi ceza dairesince mahkumiyet kararı verilmesi halinde temyiz yolunun kapalı olmasının ilk defa verilen mahkumiyet kararına karşı kanun yoluna başvurulamaması sonucuna yol açtığı .. belirtilerek bu kabulün, Anayasanın 36.maddesi ile koruma altına alınan “hak arama hürriyeti”ne aykırılık teşkil ettiği ileri sürüldüğü belirtilmiştir.

Yüksek Mahkeme gerekçesinde ise ;

Her ne kadar başlangıçta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde (AİHS) açıkça kanun yoluna başvurmanın bir hak olarak teminat altına alındığına ilişkin hüküm bulunmamasına karşın, sonradan AİHS’e eklenen ve ülkemizde de 1 Ağustos 2016 tarihinde yürürlüğe giren EK 7 NO.lu Protokol’ün 2.maddesi 1.fıkrası gereği mahkeme tarafından ceza gerektiren bir suç nedeniyle mahkum edilen herkesin, mahkumiyetinin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahip olduğu hüküm altına alınarak, güvence getirilmiştir.

Kararda devamla, Anayasa’nın 36.maddesinin yanı sıra, 13.maddesine atıfta bulunularak, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına sınırlama getiren kanuni düzenlemelerin sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerektiği belirtilmiş ve ölçülülük ilkesi kapsamında elverişlilik , gereklilik ve orantılılık ilkeleri irdelenmiş ve sonuç olarak iki karşı oy ile ;

SADECE ilk derece mahkemesince verilen Beraat kararına ilişkin üst derece mahkemesince gerçekleştirilen istinaf incelemesi neticesinde verilen mahkumiyet kararı ile sınırlı kalmayacak şekilde ; ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin kararlar ile beraat kararlarının bozulması üzerine ilk defa verilen mahkumiyete ilişkin kararlar arasında HERHANGİ BİR AYRIM YAPILMAKSIZIN üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve buna bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü kararına karşı temyiz yolunun kapalı olmasını öngören kuralın iptali gerektiği kabulü ile 5271 Sayılı Kanunun 286/2-d madde hükmünün İPTALİNE karar verilmiş idi.

Esasen, verilen iptal kararı, gerekçede de belirtildiği üzere, bireylerin hak arama hürriyetlerini kullanmasının önünü açacak ve belki de birçok hukuka aykırı durumu ortadan kaldırabilecek iken ; bu kez de 28.02.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 7.maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin haklı kararı ile iptale konu edilen 286.maddenin (d) bendi

d) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,

temyiz edilemez.

şeklinde yeniden düzenlendi.

Ne yazık ki, Kanun koyucu tarafından Anayasa Mahkemesinin gerekçesi ve bireylerin hak arama özgürlüğünün dayanağı ulusal ve uluslararası uygulama ve kararların benimsenemediği ve başka hak kayıplarının devam edeceği gözüküyor.