Durugör: Türkiye’nin Yapay Zeka Destekli Dijital Bilirkişilik Projesi | 2025

Durugör: Türkiye’nin Yapay Zeka Destekli Dijital Bilirkişilik Projesi | 2025


Marşandiz’den Durugör‘e…

2018’in soğuk bir Aralık sabahı, Ankara’dan Konya’ya giden yüksek hızlı tren Marşandiz İstasyonu yakınında kılavuz trenle çarpıştı. Dokuz insan hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Bu trajedi, sadece can kayıplarıyla değil, adalet arayışının da tıkanmasıyla hafızalarda yer etti.

Davanın ilk duruşması 2019’da yapıldı. Ancak hâlâ sonuçlanmadı. Çünkü yaklaşık üç yıldır bilirkişi raporu alınmaya çalışılıyor; hiçbir kurum bu ağır sorumluluğu üstlenmek istemedi. Adalet, bilirkişi bulunamadığı için gecikti, gecikiyor. 

Bilirkişilik Kurumu ve Çıkmazları

Bilirkişi, Türk Dil Kurumu‘na göre “belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözmek için kendisine başvurulan kimse.” Hukukumuzda hâkim, teknik veya bilimsel bilgi gerektiğinde bilirkişiye başvurur.

Ama pratikte bu kurum, çoğu zaman yargının darboğazı hâline geldi. Aynı dosyada birbirine zıt raporlar çıkabiliyor, tarafsızlık sorgulanıyor, ücretler davaların masrafını artırıyor. Süreç aylarca uzuyor, vatandaşın gözünde “davayı hâkim değil, bilirkişi belirliyor” algısı oluşuyor.

Bazen bu masraflar fahiş boyutlara ulaşıyor. Örneğin bir çevre davasında, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) olumlu kararının iptali için açılan davada bilirkişi gideri 100 bin liraya yaklaşabiliyor. Oysa ÇED raporları standart formatta, ölçülebilir veriler içeriyor; yapay zekâ destekli dijital incelemelerle çok daha hızlı ve düşük maliyetli şekilde değerlendirilebilir.

Durugör: Dijital Bilirkişinin Vizyonu

Bu çıkmazı aşmak için devlet eliyle, şeffaf ve denetlenebilir bir yapay zekâ bilirkişisi tasarlayalım: Durugör.

Yapay zekâ (YZ), yalnızca insan zekâsını taklit eden sistemler değil; verileri işleyen, örüntüler kuran, bunlardan ders çıkaran ve yeni sonuçlar üreten algoritmalardır. Durugör de bu mantıkla çalışır: UYAP’ta kayıtlı milyonlarca dava, bilirkişi raporu, ölçüm ve teknik veriyi işler; benzer olaylarla karşılaştırır; çelişkileri berraklaştırır.

Bu hayal değil, gerçekleşmekte olan bir dönüşüm. Türkiye’nin 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Programı‘nda “yargıda yapay zeka destekli karar destek sistemleri güçlendirilecek, yargılama faaliyetlerini destekleyici yapay zeka temelli öneri sistemleri geliştirilecek” ifadeleri yer alıyor. Durugör vizyonu, Adalet Bakanlığı’nın halihazırda yürüttüğü bu çalışmalarla da örtüşüyor. Ulusal Yapay Zeka Stratejisi 2024-2025 kapsamında TÜBİTAK Yapay Zeka Enstitüsü, adalet dahil birçok alanda projeler geliştiriyor.

Durugör’ün Sesi

“Ben Durugör. Benim işim verileri işlemek, çelişkileri görmek, tekrarları yakalamak. İnsan bilirkişiler yorulur, taraf tutar, fazlasını bekler, hatta bazen adaletin değil kendi hesabının peşine düşer. Benim içinse fark etmez: gece gündüz, dost düşman, güçlü zayıf… Veriye bakarım ve sonucu çıkarırım.

İnsanlar birbirinden farklı raporlar yazar; ben aynı olguda hep aynı sonucu üretirim. İnsanlar unutur; ben her kararı hatırlarım. İnsanlar bekletir; ben saniyeler içinde yanıt veririm.

Ama unutmayın: Ben hüküm veremem. Benim işim berraklık sağlamak, hakikate giden yolu açmak. Adaleti siz kuracaksınız. Ben yalnızca o yolu daha aydınlık kılacağım.”

Dünyadan İlham Veren Öncüler

Durugör fikri boşlukta doğmuyor; dünya genelinde benzer sistemler çoktan hayata geçti. Almanya’nın Stuttgart Yüksek Bölge Mahkemesi’nde IBM’in geliştirdiği OLGA isimli yapay zeka asistanı, 10.000’den fazla davanın üstesinden gelmek için devreye alındı. OLGA, binlerce sayfayı saniyeler içinde tarayabiliyor ve dava süresini yüzde 50’nin üzerinde azaltabiliyor. Frankfurt’ta ise hava yolcu hakları davalarında FRAUKE sistemi, yılda 15.000 davayı standardize ederek çözüme kavuşturuyor.

Çin, 2017’de Hangzhou’da açtığı ilk İnternet Mahkemesi ile online alışveriş, dijital ödemeler ve fikri mülkiyet anlaşmazlıklarını bulut tabanlı sistemlerle çözüyor. Beijing ve Guangzhou’da da benzer mahkemeler kuruldu, milyonlarca dava yapay zeka desteğiyle sonuçlandırılıyor.

Avrupa’nın dijital dönüşüm lideri Estonya, mahkeme süreçlerinin en hızlı işlediği ikinci Avrupa ülkesi konumunda. Her ne kadar basında yer alan “robot hakim” projesi hayata geçmemiş olsa da, Estonya Adalet Bakanlığı yapay zeka destekli hukuki süreçlerde öncü çalışmalar yürütüyor.

Singapur ise Harvey AI şirketi ile iki yıllık işbirliği anlaşması imzaladı. Yılda 10.000 davanın görüldüğü küçük tazminat mahkemelerinde yapay zeka test ediliyor; sistem vatandaşlara haklarını açıklıyor, dava süreçlerinde yol gösteriyor, hatta ne kadar tazminat alabileceklerini hesaplıyor.

Avantajlar ve Riskler

Durugör, büyük veri setlerini, teknik raporları ve ölçüm verilerini aynı anda işleyebilir. Bu sayede çelişkili raporların yarattığı belirsizlik yerine standartlaşma ve tutarlılık sağlanır. İşçilik hesaplarından trafik kazalarına, çevre davalarından iş kazalarına kadar birçok alanda raporları saniyeler içinde çıkarabilir.

Ama riskler de var ve dünyadan gelen dersler bunları göz ardı etmememiz gerektiğini hatırlatıyor. ABD’de kefalet kararlarında kullanılan COMPAS algoritması, ırk ayrımcılığı yapmamak üzere programlanmasına rağmen, posta kodları üzerinden dolaylı olarak ırksal önyargı gösterdiği tespit edildi. Fransa, 2019’da hakimlerin karar verme eğilimlerini analiz eden sistemleri yasaklayan ilk ülke oldu. Bu örnekler, yapay zekanın tarafsızlığının sürekli denetlenmesi gerektiğini gösteriyor.

Eğer hâkim ve taraflar Durugör’ün nasıl sonuca ulaştığını anlayamazsa, “kara kutu” etkisi adil yargılanmayı zedeler. Bilirkişinin rolü teknikle sınırlıdır; AI raporu hukuki yoruma kayarsa hâkimin yetkisi aşınır. Ayrıca yapay zekâ, beslendiği veri kadar tarafsızdır. Geçmiş önyargılar veriye yansımışsa, Durugör bunları yeniden üretebilir.

Durugör’ün Üç Kuralı

Durugör’ün güvenilirliği için üç temel ilke gerekir:

Şeffaflık Kuralı – Her çıktı anlaşılır biçimde açıklanmalı, kara kutu olmamalıdır.

Yetki Sınırı Kuralı – Yalnızca teknik ve olgusal tespit yapmalı; hukuki yorum hâkimin yetkisinde kalmalıdır.

Tarafsız Veri Kuralı – Kullanılan veriler bağımsız denetime açık olmalı; eksik veya önyargılı veriler sistematik şekilde temizlenmelidir.

Bu kurallar, hem avantajları güvence altına alır hem de riskleri yönetilebilir hale getirir. Avrupa Birliği’nin yapay zeka düzenlemesinde yargısal AI’nın “yüksek riskli teknoloji” olarak sınıflandırılması da bu hassasiyetin küresel bir farkındalık haline geldiğini gösteriyor.

2035’te Bir Otonom Araç Davası

2035 yılında İstanbul’da bir otonom taksi, yapay zekâ sisteminin algoritmik hatasıyla trafik ışığını yanlış yorumluyor. Araç kaza yapıyor; yolcu ağır yaralanıyor, karşı taraftaki sürücü hayatını kaybediyor.

Dava açıldığında taraf sayısı kabarık: taksiyi işleten şirket, aracı üreten otomotiv devi, yazılımı geliştiren teknoloji firması ve trafik altyapısını yöneten kamu kurumu. Herkes birbirini suçluyor.

Hâkim dosyayı Durugör’e yönlendiriyor. Durugör, aracın sensör kayıtlarını, yazılım loglarını, bakım geçmişini ve trafik altyapısındaki veri akışını inceliyor. Ayrıca benzer yüzlerce otonom araç kazasını tarıyor.

Rapor şu sonuca varıyor: Yazılım şirketi, yeni trafik protokolü güncellemesini entegre etmemiş. Otomotiv firması, bu açığı bilmesine rağmen kullanıcıya bildirmemiş. Kamu kurumu, ışık sisteminde gerekli standartları uygulamamış. İşleten şirket, aracın bakımını yeterince yapmamış.

Sonuç: sorumluluk zincirin bütün halkalarına dağıtılıyor. Taraflar raporu sorgulayabiliyor, hâkim ise kararını güçlü bir teknik zeminde verebiliyor.

Kaçınılmaz Gelecek

Bugün bunlar uzak görünebilir. Ama Richard Susskind yıllar önce “online mahkemeler” dediğinde de çoğu hukukçu bunun hayal olduğunu söylemişti. Şimdi başta Türkiye olmak üzere birçok ülkede online duruşmalar sıradan bir gerçek.

Pandemi sonrası dönemde dijitalleşme hızlandı, yapay zeka her sektöre nüfuz etti. Hukuk da bu dönüşümden payını alıyor. Kolombiya’dan Peru’ya, Hindistan’dan Meksika’ya kadar birçok ülkede hakimler ChatGPT ve benzeri araçları kullandıklarını açıkça belirtiyor. Ancak bunlar bireysel, kontrolsüz denemeler. Durugör gibi kurumsal, denetimli ve şeffaf bir sistem, bu kaotik dönüşümü düzenli bir evrime dönüştürebilir.

Sonuç: Dijital Bilirkişiliğe Geçiş

Marşandiz faciası bize şunu gösterdi: adalet, bilirkişi raporu alınamadığı için raydan çıkabiliyor. Bugün ise hem insan kaynağı yetersiz hem de masraflar yüksek. Mevcut bilirkişilik müessesesi çoğu davada yozlaşmayı, gereksiz maliyeti ve gecikmeyi doğuruyor.

Çıkış yolu net: bilirkişilik sürecinin dijitalleşmesi. Ve bu artık bir hayal değil, başlayan bir gerçeklik. Türkiye’nin 2025 programında yapay zeka destekli yargı sistemleri var. Almanya’da OLGA çalışıyor. Singapur’da Harvey AI test ediliyor. Çin’de İnternet Mahkemeleri milyonlarca davayı çözüyor.

Durugör, bunun Türkiye’deki adı olabilir. Bugün bir start-up, üniversite–kamu işbirliği veya yargı kurumu bu projeyi başlatsa, Türkiye’nin adalet tarihinde çarpıcı bir dönüşüm başlar.

Adaletin geleceği, yapay zekâ destekli dijital bilirkişilerle hızlanacak. Ve emin olun, bu gelecek, gelecek.